Olunacak hallerimizden fayda yok. Ne yola çıkılsa keder,yalnızlık,içi boşluk. Bu üçümüz içinde sabit. Öylesine hevesler sanki. Geçsin diye gözünün içine baktığımız kahpe zamandan. Bazen çok şaşırıyorum...
yabancı dillerime acı biber sürsün sustursun beni degönlüme sürsün elleriniuyutsun yuvarlak yumuşak karnında. isim taksın kendine avutsun beni deannen.sana ait olanı istiyorum.benim kaybettiğimi.
düşülen yolda, aklı kalır yolcunun, bıraktığı şehir. önce sokakları gelir aklına. sonra evi. kendi odası. kitapları, kalemleri, fotoğrafları... gitmeden özler. gittiğinde yeni şehre unutur özlediklerini...
periler uçmayı öğrenmeden ölmezler. ben uçabiliyorum anne. senden öğrendi kızın ölmeyi. gömülmeyi. sabaha karşı tam bu saatti belki de. ya da biraz daha önce. uyuyordum...
yorgun düştü kasaba 'da simbil. kalbi ağrıdı . anne karnında uyur gibi sokuldu göğsüne. nasıl toplanıp ggeldiyse. öyle gidilir mi. gidemez ki... sevdiği... yavuklusu... yıllardır...
<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:Tahoma; panose-1:2 11 6 4 3 5 4 4 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-520078593 -1073717157 41 0 66047 0;} @font-face {font-family:Cambria; panose-1:2 4 5 3 5 4...
karanlık havadakırmızı entari içindesaçları düzenli iki örgü önce ayak uçları hissetti tuzlu suyukış gününde. ilk defa.yaşı olduğunda yirmi dört.dibine vardığında açıp gözünübak dedi sarhoş aklına...
iki ekmek arasında iki satırlık hatıra. tırnakları düşmüş. can yakıyor. mor. arsızlığından fahişeliğe soyunuyor koynunda adamın.hünerliliğinden değil aşkı bacak açtırıyor.deli.divane.hiç böyle sever mi?ama demeden durdurur...
bir kadın nasıl da ele veriyor gölgesindenkendisini.ve aşk yaşlandırıyor bu şehirde.kudurgan bir deli.bir adam.kırmızı bir öykü.bir kadın.kurgusal bir cennetde birleştirip kasıklarını anırıyorlarsabaha kadar.sabah güneş doğuyor...
gelmişsin evine.boşalt çantanı.bunca zaman nasıl kaldın?kurulan düzeni bozmayacakmışsın.düzen kurudu sensiz.anne...kıvırcık saçlı kadın büktü boynunu.parmaklarını sıkıştırsan omzuma.yalvartıyorsun beni.
çizdi ayrıntılarını kağıdasundu denize derince tutarak,ellerindekadın.bağladı göbek deliğine.biraz daha biriktirse yastık yapacak yorganlara takım. şehire duyurdu iniltilerini utangaç.sağdı sütünü keçinin kurtutanmadanısırmadan ve nazik....
düşüyorsun yenikkorkuna sarılarak tuza banıpbu koca şehre ihanet ettinbeceriksiz ve kirlendi ellerin sırtına inatsen kadınlığına düşman kesildinetmekırma saçının telini.erdemsizlikleriyle süzünsünler bırak yakalarınıbir mavi gökbir yeşil...
ayak parmakların.baş parmağının altında azıcık nasır,ovalıyorsun sinirle.sert sürt taşı. geçecek. suyu değiştirmek gerekiyor.ılık olmalı değil mi? bekle sen.nasıl da usulca süzülüverdi terliğe.unuttuk yine.sen yine bekle,...
karnıma doldurup taşlarımıatladım dereyeçirkin kadın Wirginia misali...yakaladı su kurdu karnımdanboşalttı taşları eteklerimden.gel dedi,yabancı dildekendi dilinde küfürler ediyornasıl uzanıyorum içine gözününanlat der gibi.bekle kadın biraz dahasonra...