28/10/2009 - sor bihêz jin...
yabancı dillerime acı biber sürsün sustursun beni de gönlüme sürsün ellerini uyutsun yuvarlak yumuşak karnında. isim taksın kendine avutsun beni de annen. sana ait olanı istiyorum.benim kaybettiğimi.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/10/2009 - misafir perver
düşülen yolda, aklı kalır yolcunun, bıraktığı şehir. önce sokakları gelir aklına. sonra evi. kendi odası. kitapları, kalemleri, fotoğrafları... gitmeden özler. gittiğinde yeni şehre unutur özlediklerini yolculuktaki.
ben gittim. gitmeden özledim. gittim unuttum. geldim şimdi. misafirperver şehrirde kaldı aklım. sen ne güzel sevdin beni Amed.
sevdiğim gibi sardın beni. gelin ettin hanlarında. doğurttun anne ettin. büyüttün.
ben de seni alırım kendime. yerleşikliğimle sevinirsin. surlarının üzerinde dans eder sokak çocukların. temizlenir arka bahçelerin...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
12/10/2009 - BALLI SÜT
guguk kuşlarının ağzında kuru izmaritleri
mezhebi geniş kasabanın.aldırışsız!
omzunda mor şalı
kadının.
rahminden yeni çıkmış
saçsız bebeğiyle selam veriyor
eli boş konuklarına.
kursağında kalmış ilk macerası.
biraz utanması olanın tüüreceği
olukları doldurup taşıran cilvesi...
yeryüzünü ters düzetmiş edaların
bozuk niyetleriyle saldırıyor akbabalar
sevdim ben
satırlarda yok ihanet
iki parmak arasında sıkışmış kalmış bırakmadan gitmez
tehditsiz
arzusuz
dumanlarla yaşamak...siz az değilsiniz...
gece yarısı kuru öksürük boğazımda
doldur beyazı, daldır sarıya
sun mememin ucuna.
aç kalacak kurtcuklarım
duyurulması gereken bir nasihat.
virgo
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
12/10/2009 - SAKİN
seni özlüyorum... Dİlinde yakılan tüm ateşlerin kıvımcımları üzerime düşüp devasa bir yangına meyil veriyorlar. Ben seni bekliyorum. yanarak...
Tam bir yıl önce aynı kahvenin bahçesinde, sıcak çaylarımızı içmiştik. Mavi beyaz kareli örtülü, plastik masanın üzerinde tutuşturup ellerimizi...
Güzel bir gün sadece geçiş anıdır.
gözyaşından korkuyorum sevgilim...
SİMBİL
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
12/10/2009 - SADE...CE...
periler uçmayı öğrenmeden ölmezler. ben uçabiliyorum anne. senden öğrendi kızın ölmeyi. gömülmeyi. sabaha karşı tam bu saatti belki de. ya da biraz daha önce. uyuyordum ben senin diktiğin çarşafaların içinde. sonra sen öldün. ben uyandım. ağladım. sen gülümserken. doyasıya gülmeye vakit ararken öylece bükülü dudaklarına sokuldu bütün cennetler.bundan sonra bütün dünya ters dönse ne yazar. ben gülmeyi senden öğrendim. kısarak kocaman gözlerimi. yalnızlık, göçmüşlük, hepsi bahane. bir tek senin kahkahanı özledim. sonra......
ben sana benzedim. sana kızdığım zamanlardaki gibi oldum. kendimi kahra meyil ettim. seni aradım.küçük bir iz. yok. belki, avuçlarımın içinde ya da daha yakın. uzak. sessizlikte. başka zamanların içinde. uçan gökyüzünün içinde.
evler kuruldu. göçüldü. hazırlıklar yapıldı. bir bilsen. daha neler. çoğu üzecek. bazıları güldürecek. merakla dinleyeceksin hepsini. gömülünce. toprağın altında.
senden sonra...
kurudu. bağ bozuldu. kırmızı soldu.
anlamsız.
ama uçmayı öğrendii kızın. korkusuzca kanat açıp geçecek köprülerini tanrıların. ulaşacak senin cennetine...
masal.
SİMBİL
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/3/2009 - simbil 'in öyküsü
yorgun düştü kasaba 'da simbil. kalbi ağrıdı . anne karnında uyur gibi sokuldu göğsüne. nasıl toplanıp ggeldiyse. öyle gidilir mi. gidemez ki... sevdiği... yavuklusu... yıllardır belki de gözleri bağlı aradığı... sonunda koca bir şehirde denk geldiği. hep sevgiden ötürü.
git dediğinde kasaba simbil' e...
git dedi adam.
git dedi simbil'e...
kocaman dağları var bizim kasabanın. sabahları hep sisler içinde. yemyeşil. heybetli. sanırsın dünya bitiyor orada. yokuş aşağı inince deniz. masmavi. sanırsın balıklar suyun içinde çingene müzikleriyle dans ediyor. ve simbil kasabanın tam ortasında yaşıyor. ne dağlara yakın. ne de denize. tam ortasında.
simbil. anlamlarının tam ortasında. ne deli divane. ne öksüz. her şey sil baştan yazılacak. simbil yeniden kuduracak. içindeki kurtları tekrar doğuracak.adamına sunacak. ve adam tekrar kuduracak. simbili tekrar doğuracak. bu defa her ikisi de tertemiz kalmak için doğacak. bu defa ikiside boğulmadan geçebilecek karşı kıyıya. bu defa ya kasaba delirecek ya da diyar diyar dolalaşılıp simbil ve adamın öyküsü dillenecek. bir masal gibi. bir destan gibi. belki kara bir öykü gibi.
git dedi adam simbil'e. git dedi simbil adam'a.
simbil gitmedi. adam gitmedi.
adam... kusurlarının tam ortasında vahşetin. kurtulmak istiyor bu kırmızıdan. eskiden böyle miydi. değil. kırmızı. adam. saçları hiç uzayamayacak bir kadının peşine düştün. ya kendine ya da kadına yazık ettin...
|
|
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|